Ups…

Haftalardır belki de aylardır yazmadığımı, hatta bloğuma bile girmediğimi fark ettim. Hayatın yoğunluğundan unutmuşken kendimi, yazmak aklıma bile gelmiyordu çünkü. Oysa yazmak, yazarken kelimeler arasında kaybolmak hep iyi gelmişti bana. Başkasına, hatta kendime dahi söyleyemediğim şeyleri yazıp yaktığım çok olmuştu. Geçen gireyim bakayım dedim. O zaman fark ettim, çok zaman geçtiğini. Ben kendimden geçmişken hala… Okumaya devam et Ups…

Üniversiteye geç rahatlarsın!

“Üniversiteye geç rahatlarsın!” hangimiz inanmadık ki buna… Bir hocam demişti ama bana, ygs-lys den daha fazla çalışacağın dönemler olacak diye. Çalıştık, çabaladık. Ortalamaydı, finaldi, vizeydi, ödevlerdi derken gel gelelim son sınıf olduk. Psikoloji okumanın güzelliği insanla ilgili hemen hemen tüm çalışma alanlarında iş imkanı olması. Bu aynı zamanda psikolojinin en kötü özelliklerinden biri. Neden mi?… Okumaya devam et Üniversiteye geç rahatlarsın!

Aklı olup kullanmak isteyenlere…

Dünyanın hiçbir yerinde şiddet çözüm değildir. Bir kadının ne giymesi gerektiği konusunda ne kadar çok yorum yapıyorsunuz… Sizi, kendiniz ya da yakınlarınız ilgilendirir. Birinin şort giymesini ya da eşarbını doğru bulmuyor olabilirsiniz. Bu sizin probleminiz, çözmek zorunda olan sizsiniz… Karşı tarafa herhangi sözlü ya da fiziksel şiddet uygulayamazsınız! Geçenlerde çarşaflı bir arkadaşımızın fotoğrafı paylaşıldı ve… Okumaya devam et Aklı olup kullanmak isteyenlere…

Mutlu değilim ama normalim.

Günümüzde yanlış bir yargı var: “Mutlu değilsen ve olamıyorsan, normal bir insan değilsin.”  Mutsuz olmanın anormal olarak algılandığı bir durum söz konusu. Geçenlerde Kemal Sayar’ın bir kitabını okuyordum. Şöyle söylüyordu:  “Mutluluk hakkında yanlış bildiğimiz şeylerden biri, insanların doğal olarak mutlu olduğu düşüncesi. Sanki mutlu olmak için hiçbir şey yapmamıza gerek yok, mutlu olmak bizim için… Okumaya devam et Mutlu değilim ama normalim.

Çok fazla acı var…

Uzun zaman önce Bosna’da yaşananlardan sonra oraya yardım etmek için gitmiş bir kadının konuşmasını dinlemiştim. Sırp çocukların onları görünce, sizin de boğazınızı keseceğiz şeklinde bir el hareketinde bulunduğunu anlatmıştı. En fazla 7-8 yaşlarındaymış bu arada. Çocuk, demiştim içimden, nasıl böyle bir şey düşünebilir ve ebeveynler nasıl nefret dolular ki çocuklarını bu şekilde yetiştirebildiler. O zamanlar… Okumaya devam et Çok fazla acı var…